
Tatlı,ekşi ya da acı..bazen hatırı keyifli bazen hatırı sıkıntılı anılar,gözlemler,görüşler ve bilgiler.. daha özellikli..yaşadıklarımdan paylaşmaya değer bulduklarım, tavsiyeler ve size sorularım.. sinema,müzik,toplum,mizah,hayvanlar,edebiyat,medya ve futbol..belki de biraz ilişkiler.. ıhlamur kıvamında okunası dingin paylaşımlar.. iç sesi fısıldamalar..yaz gibi oku gibi.. Kedi Resmi:Adnan Bostancıoğlu
Yerli dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yerli dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Kasım 2009 Cumartesi
9 Ekim 2009 Cuma
12 Eylül 2009 Cumartesi
16 - Naylon Çuval
"Parti başkanı gibi" başlığını atmış yayınlayan gazete..gibisi fazla..siyasette de bu kalıp tutuyor zaten bu ülkede..bana sürekli telefon açıp köpüren bir arkadaş vardı..Her telefonunda "Kurtlar Vadisi'ni izledim,bu hafta koru kendini" şeklinde şeyler..üzülürdüm nolacak sizin realiteniz diye:) buyrun hayali kahramanın filminden acı gerçekler: S. W. Marshall: " (Sam) Bak, Türk..
Tam 15 yıldır bu bölgedeyim ve Türkleri çok iyi tanırım. övünmeyi seversiniz.. Sizin kendi kurallarınız kendi kırmızı çizgileriniz vardır, değişmez Irak politikalarınız vardır.. ve hep biz istemesek burada kimse bir şey yapamaz dersiniz.. Sana bir şey söyleyeyim mi? Kırmızı çizgilerinizi çoktan sildik.. Irak politikanızın içine ettik. Sizi anlamıyorum, yani bunu alınmadınız da başınıza geçirilen iki çuvala mı alındınız?
Bunu adamlarınıza söyleyin. Birleşik devletler son elli yıldır size para ödüyor.. Donunuzun lastiğini bile size biz gönderiyoruz.. Neden bir şey üretemiyorsunuz? Para diyorsunuz yolluyoruz, daha fazla istemek için mi birbirinizi dolandırıyorsunuz? silah istiyoruz dediniz gönderdik, savaşmayı kabul ettiniz.. Ama askerlerinizi gödermeden pazarlığa kalktınız, ve sonra yine para istediniz. Nasıl unutursunuz komünistlerden kurtarmamız için yalvardığınızı? Niye alındığınızı söyleyeyim.. Çünkü artık size ihtiyacımız yok. .Polat Alemdar: Ben siyasi parti lideri değilim. Diplomat ya da asker de değilim. Aynen senin de dediğin gibi ben Türküm. Ve bir Türkün kafasına çuval geçirecek adamın dünyasını başına yıkarım! Şimdi kes sesini (Elindeki çuvalı Sam'in yüzüne fırlatır) ve tak şunu!
Tam 15 yıldır bu bölgedeyim ve Türkleri çok iyi tanırım. övünmeyi seversiniz.. Sizin kendi kurallarınız kendi kırmızı çizgileriniz vardır, değişmez Irak politikalarınız vardır.. ve hep biz istemesek burada kimse bir şey yapamaz dersiniz.. Sana bir şey söyleyeyim mi? Kırmızı çizgilerinizi çoktan sildik.. Irak politikanızın içine ettik. Sizi anlamıyorum, yani bunu alınmadınız da başınıza geçirilen iki çuvala mı alındınız?
Bunu adamlarınıza söyleyin. Birleşik devletler son elli yıldır size para ödüyor.. Donunuzun lastiğini bile size biz gönderiyoruz.. Neden bir şey üretemiyorsunuz? Para diyorsunuz yolluyoruz, daha fazla istemek için mi birbirinizi dolandırıyorsunuz? silah istiyoruz dediniz gönderdik, savaşmayı kabul ettiniz.. Ama askerlerinizi gödermeden pazarlığa kalktınız, ve sonra yine para istediniz. Nasıl unutursunuz komünistlerden kurtarmamız için yalvardığınızı? Niye alındığınızı söyleyeyim.. Çünkü artık size ihtiyacımız yok. .Polat Alemdar: Ben siyasi parti lideri değilim. Diplomat ya da asker de değilim. Aynen senin de dediğin gibi ben Türküm. Ve bir Türkün kafasına çuval geçirecek adamın dünyasını başına yıkarım! Şimdi kes sesini (Elindeki çuvalı Sam'in yüzüne fırlatır) ve tak şunu!
Kurtlar Vadisi,Türk oyunculuk tarihinde acuze bir durum yarattı.Rolüyle özdeşleşmenin ötesinde onu yaşayan tipler..Kimi komedyenken kabadayı oldu çıktı başımıza,kimi Kıbrıs'da bilmem kaç Rum askeri öldürdüğünü söyleyecek kadar hayale vurdu kendini.Yazık.Oynayan böyle ise izleyen nasıl inanmasın yazılıp sahnelenenlere?Gerçi Polat filmde "Ben siyasi parti lideri değilim"dese de ister istemez olmuş bile:) İçerik karmaşası içinde neyi kime hedef aldığı belli olmayan ve sadece ve sadece ritmi ayakta tutmak adına her yere gönderme yapma işleviyle yapay bir gündeme savrulan bu dizi "naylon bir torba".Oysa artık tüm dünya naylon torbayı yasaklıyor.Çağa ayak uydurmak konusunda artık geri kalıyor ne yazık ki bu dizi.
4 Eylül 2009 Cuma
14 - İlk Ofsayt

Aşk-ı Memnu yeşil sahalara döndü ve gündeme birçok soru işareti bırakmak gibi bir oyun sistemi ile bu sezon devam edeceğinin sinyallerini verdi.Beraberinde birçok tartışma yarattı ki “kedi kim?” tartışması bunların başında geliyor.Devamlılık anlamında oyunculardaki yaz esmerlikleri ve Nihat’ın yeni dublajı da eleştiriler arasında.Birçoğuna alışılacak ve çoğu düzeltilecektir.Fakat benim gözüme takılan bir sahne vardı ki buna forumlarda pek rastlayamadım.Bihter’in tekneye gidip Behlül’le konuştuğu sahnelerde Behlül’ün sevişme gecesine dair tahmin ve yorumları,cep telefonu kapalı şekilde sızmış kalmış bir insanın bilgisi olabilecek yorumlar değildi pek.Neticede Behlül’ün balıkçı kaptanın cep telefonundan evde Nesrin ile yaptığı konuşmanın birebir verildiği düşünülürse Behlül, Süleyman Efendi’nin saksılarla ilgili “Kedi yorumunu” nereden biliyordu? Diyelim ki tekneye kıyıdan botla gelirken iki çift kelam eylediler.O vakit tekneden ta ki içeri girene dek suskun kalan ikilinin ilk diyalogları neden “telefonun kapalı" olur? Devamında matmazel ve anne seçeneklerini sunar Bihter.Behlül’ün buna cevabı “önce Nihal çıktı karşıma demiştin" olur.Bunu Bihter yola gelirken Behlül’ün kapalı olan cep telefonunun sekreterine not bırakır.Behlül’ün ayfonu,Nesrin şarj cihazı getirene kadar kapalıdır ve o notu henüz dinlememiştir.Muhtemelen botta laflanmıştır diyeceğim tekrar ama o zaman mevzu başlayınca içeriye kadar neden uzun bir suskunlukla ara verildi anlaşılmıyor. Behlül’ün ağzından çıkan tek gerçekçi bilgi Nesrin’den matmazel’in evine gittiği bilgisi idi. Yani pek sonradan kurtarılamayacak bir devamlılık hatası ile başladı dizi ama olsun Yaz rehaveti atılınca bunlarla karşılaşılmayacaktır diye düşünüyorum Türkiye’nin en çok izlenen dizisinde.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
